8 Temmuz 2014 Salı

Ben Apaçi Değilim

Şehrin öteki yüzünü, bize gösteren bir çalışmaya imza atmış Aytunç Akad...

Neden apaçiler denildiğini onlara kendileri de bilmiyorlar aslında... Cadde çocuklarının, retro giyinmeyi sevenlerin nasıl kendilerine göre bir tarzı varsa, bu çocukların da üzerlerine giydiklerinde kendilerini iyi hissettikleri bir tarzları var.,

Filmin çekimleri yaz boyunca devam edecek... Önümüzdeki sene muhtemelen de Filmekimine yetiştirilecek...

Bisiklet ile Manş'ı Geçmek

Chris Froome, Fransa Bisiklet Turunun 2013 şampiyonu..  Aynı zamanda da bir reklam filmi için, Manş tünelini  bisikletiyle geçen ilk sporcu...

Reklam filmi 60 kişilik özel bir ekiple kayda alındı ve ortaya bu özel görüntüler çıktı. Froome, 38 kilometrelik yerin altındaki Manş yolculuğunu 55 dakikada tamamladı.  Saatte  ulaştığı hız ise; 65 kilometreydi... (yukarıdaki videoda görülebilir)


Keşke her reklam filmi böylesi yönetmenlerin elinden çekilse...

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Anonyma / Eine Frau in Berlin

26 Nisan 1945 yılında Berlin'e ilk giren Sovyetler Birliği'nin Kızıl Ordu birimleri olmuştu...

Sovyetler, Moğolistan, Elbruz Dağları, Kafkasya, Beyaz Rusya, Ukrayna başta olmak üzere tüm orta Asya ve Rusya topraklarında kalan milletlerden oluşturduğu milyonluk gücüyle 26 Nisan sabahı  Polonya üzerinden Berlin'e girmişti.

Berlin'in haritadaki yerini bile bilmeyen binlerce Sovyet askeri, Berlin'de yaşayanlara ve özellikle Almanlara karşı öyle bir öfke ve kinle dolmuştu ki, onların gözünde her bir Alman öldürülmeye değerdi.

Erkeklerinin birçoğunu savaşta kaybeden Alman kadınlarının yaşama şansları, binlerce Sovyet askerinin kaderine kalmıştı. Sovyet askerleri şehirde günlerce kadınlara istedikleri gibi tecavüz ettiler. Kadınlık onuru belki de tarih boyunca, bundan daha aşağılayıcı bir yargılamayla karşı karşıya kalmamıştı. Alman kadın gazeteci  Martha Hiller o günlerde yaşanan tecavüz olaylarını gün gün not etmiş ve saklamıştı..

Yıllar sonra gazeteci Martha Hiller bu notlarını kitaplaştırmış ve kitap içeriği yüzünden ilk basımını da sansürlü yapmak zorunda kalmıştı...  Kitap Anonyma ismiyle yayınlandı ve 2008 yılında da  Max Färberböck tarafından Eine Frau in Berlin ismiyle filme çevrildi...

Bu insanların bu zulmü yaşamasına neden neydi peki? Führerlerinin onları asla terk etmeyeceğini düşündüğü Alman halkı tüm bu zulümler yaşanırken Adolf Hitler sığınağında savaştırmak için küçücük çocuklara Cross İron/Zafer Madalyası takıyordu.  Aklını kaçırmıştı. Hala savaşın kazanabileceğine inanıyordu. ( Hitler'in son günlerinde sığınağında nasıl bir psikoloji içerisinde olduğunu merak edenler ve hala savaşı kazanabileceğine olan inancını görmek isteyenler,  William Shirer'ın Nazi Almanyası / Doğuşu, Yükselişi ve Çöküşü kitaplarının üçüncü cildde ki Çöküş kısmına bakabilirler )

Ne yazık ki Almanlar işgal altındayken bile Adolf Hitler'in onları kurtaracağından eminlerdi. Konuyu dağıtmamak adına yıllar öncesine gidelim...

Tarih 21 temmuz 1941...

Alman orduları Smolensk'i kuşattılar..  Alman askerleri ilk defa geldikleri bu topraklarda hiç tanımadıkları insanları öldürdüler, birçok köyü de yaktılar...

Alman askerleri birçok Rus kadınına tecavüz etti ve birçoğunu da evsiz bıraktı...  Rus savaş tarihçilerinin ve Sovyetler Birliğinin arşivlerinde bu katliamlarla ilgili birçok rapor var...

Savaşın kazananı yoktu, ve olmayacaktı da. 1941 yılında masum kadın, çocuk ve yaşlılar Smolensk'te ne zulümler yaşadıysa 1945 yılında Berlin'de, aynısını Alman halkı yaşamıştır... Savaşın getirdiği ağır psikolojik yıkımlar, birçok erkeğin yapmaması gereken davranışa itmiş, hayvansal güdülerini harekete geçirmiştir.

Aslında yazı da sadece yukarıda filmle ilgili birkaç pasaj yazacaktım ancak film olayları aktarmak da biraz yavan kalmış. O yüzden tarihsel sürecin ve olayların bu noktaya gelmesinin başlıca sebeplerine az da olsa değindik...

Woman İn Berlin orjinal ismiyle Eine Frau in Berlin, eksikleri çok olmasına rağmen gözden kaçmaması gereken filmlerden.. Film mide bulandırıcı eril yapının bünye üzerinde bıraktığı tiksinç etki için bile izlenebilir...

4 Temmuz 2014 Cuma

Hırka-i Şerif

Hz. Muhammed'in vasiyeti üzerine Veysel Karani'ye bırakılan önemli kutsal emanetlerden biri olan Hırka-i Şerif ziyarete açıldı...

Yukarıda ki metin Doğan Haber Ajansı'ndın. Haber ajansı, Hırka-i Şerif'in ziyaretçilere açıldığını duyuruyor duyurmasına ancak küçük bir bilgi yanlışlığıyla. Malesef ki bu bilgi yanlışlığı da birçok internet sitesinde de bu şekilde, düzeltilmeden girdi.

Giriş bölümünde yazan Hz Muhammed'in vasiyeti üzerine Veysel Karani'ye bırakılan kutsal emanetlerden biri  kısmı, haberi daha hızlı girebilmek adına birçok haber sitesinde değiştirilmeden kamuyona sunuldu. Dijital ortamdaki bu güvensizlik başka bir yazının konusu, şimdilik bu kısma girmeyelim...

Öncelikle Veysel Karani'ye verilen hırka Hz Muhammad'in vasiyet isteği değil.  İslam tarihinde özel bir yeri olan Veysel Karani, Yemen'de deve çobanlığı yaptığı sırada Yemen'e gelen müslümanlar aracılığıyla yeni dini yani İslamiyet'i benimsemiştir. Çok sevdiği ve tanışmak istediği İslam peygamberi Hz Muhammed'i ziyaret etmek amacıyla Medine'ye gitmiştir.

Veysel Karani'nin Medine'ye gittiği sırada peygamber evde yoktu, Veysel Karani'de annesine hemen döneceğinin sözünü verdiği için eve geri dönmek zorunda kalmıştır.

Hadiseyi öğrenen peygamber, Veysel Karani'nin kendisini görmek için onca yol gelip göremeden gitmiş olduğuna üzülmüş ve kendi hırkasını ona göndermiştir.

Ve bu hırkanın da, yerli yabancı birçok tarihçi tarafından Hırka-i Şerif camiininde sergilenen hırka olduğu söylenir...

Hikayenin İslam, Fars ve Osmanlı tarihçilerine göre ortak noktası bu. Bazı yabancı Ortadoğu tarihçileri de bu anlatının gerçeğe en yakın olan dizin olduğu görüşünde.

Ancak vasiyeti olduğu konusu yanlıştır. Lakin, Hz Muhammed'in hadislerde yazdığı kadarıyla bilinen 13 maddelik vasiyeti vardır ve hiçbirinse Veysel Karani'yle ilgili bir yazı yazmaz...

***

Küçük bir nok eklemek gerekirse, IŞİD,  daha önce bombaladıkları Suriye'nin Raka kentinde bulunan Veysel Karani türbesini, geçtiğimiz Haziran ayında türbe, heykel, minare gibi estetik eserler Allah'a ortaklık(şirk) saydığı için yerle bir etti.

http://www.youtube.com/watch?v=I3nnw_GUtcQ&oref=http%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DI3nnw_GUtcQ&has_verified=1

IŞİD'le ilgili sayfalarca yazı yazılabilir ancak tek bir şey söylemek istiyorum.
İslam adına cihat ettiklerini dünyaya duyuranlar,İslam Peygamberi'nin hırkasını hediye ettiği insan adına inşa edilen bir yapıya bile tahammüleri yok...

3 Temmuz 2014 Perşembe

I Follow You


İnsanın içinde bir yerlerde hep saklı kalan umudu yeşertiyor bu şarkı...

Prandelli


2006 yılı. Prandelli'nin, hayallerinin takımı olan Roma'dan ekibin teknik direktörü olması için resmen teklif aldığı yıldı.
Sözleşme yapıldı. Prandelli'nin basın toplantısındaki sözleri çocukluk hayallerinin gerçekleştiğini gösteriyordu. Şu anda bir futbol adamı olarak hayallerimin takımına teknik patron olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu imza şu ana kadar ki hayatımın en güzel anı...

Prandelli henüz Roma'nın antrenman sahasının yeşil çimlerine basamadan, iki çocuğunun annesi, 22 yıllık eşinin kolon kanseri tekrar nüksetmişti. Prandelli, tarihi kararını verdi. Eşiyle ilgilinmesi gerektiğini söylerek Roma'daki görevinin üçüncü gününde istifa etti. Roma o sezon üç teknik adam değiştirmek zorunda kaldı. O dönem Prandelli İtalyan futbol otoritelerince en iyi İtalyan teknik adam olarak gösteriliyordu..

Prandelli hiçbir şeyi umursamadı. 2 sene boyunca eşini bir an olsun yalnız bırakmadı. Hastane kapılarında, yoğun kemoterapilerde eşinin dizinin dibindeydi hep. İçin için ağlıyordu ancak yüzündeki gülümsemeyi eşinden bir an olsun da eksik etmedi.

2 sene sürdü mücadeleleri. Prandelli futbol sahaları dışında ilk kez yenilmişti hayatta. Eşini amansız hastalığa verdi. Çok üzüldü.

Fiorentina'dan teklif geldi o sıra. Kendisini çocuklarına ve mesleğine verdi. Fiorentina'ya Terim döneminden sonraki en iyi günlerini yaşattı. 4 sene görev aldı ve İtalya'da yılın teknik adamı seçildi.

Sonrasında İtalyan Milli takımı emanet edildi Prandelli'ye. 4 sene de orada görev aldı. 2006 Dünya Kupası'ndan beri milli takımlar düzeyinde başarı yakalayamamış olan İtalyan Mili Takımı'nı 2012 Avrupa Şampiyonası'nda finale çıkardı.

Son Dünya Kupası'nda da Urugay'a 1-0 yenilerek elendi İtalyanlar.  Prandelli 4 senelik görevini de bitirmiş oldu böylelikle.

Bugün itibariyle ismi Galatasaray ile anılıyor.  Prandelli'nin futbol kariyerini yazmak değildi yazının konusu ancak bilinmesi açısından yüzeylice biraz geçmek istedim üzerinden...

Başarılı olmak elbette önemli hayatta ancak insani yönleri ağır basan ve sevdiklerini terk etmeyen insanlara hep daha yakın hissetmişimdir kendimi. Prandelli'nin eşiyle olan yaşadıkları yakın zamanda etkilendiğim ender olaylardan.
 
Biliyoruz ki eşini koşulsuzca ona sadık kalarak seven bir erkeğe herkes güvenebilir. Galatasaray'da bu adama rahatlıkla emanet edilebilir. Prandelli eğer gelirse ülkede  bazı kesimlerce de örnek alınacaktır.

Yarın da eğer istenilirse Prandelli'nin taktiksel yönlerini, futbolda geçirdiği yılları yazarız... Takdir sizin...

To Leave

İrlanda'dan babam çıksa dinlerim klişesi vardır. Duyulmuştur muhakkak bu söz.

Bu sözü biraz evriltecek olursak, herhalde kuzeyden çıkan her melonkolik müzik dinlenir olur..  Shamrain, Finlandiya'nın kıyısında köşesinde kalmış, ülke topraklarında pek de bilinmeyen Doom Metal gruplarından.

Müzikleri, Kuzey'in sarsıcı ağır havasından mıdır, insanı yerlerde sürüklendiren bir etki yaratır. Dinlenmesini bu yüzden pek de tavsiye etmiyorum.

Hassas duygulu insanlar için biraz sıkıntı verir... 

Ayrıca grubun internet sitesinin girişinde dinleyiciler için bir uyarı vardır.. Kendilerini başka kimsenin ifade edemeyeceği biçimde ifade etmişler..

The most common symptoms may include: Trembling, dyspnea, heart palpitations, chest pain, sweating, nausea, dizziness, light- headedness, hyperventilation, paresthesias, sensations of choking or smothering or derealization, or the feeling that nothing is real. you may or may not enter. (As you wish)

En sık görülen belirtileri şunlardır: Titreme, nefes darlığı, kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, terleme, bulantı, baş dönmesi, sersemlik, normalden daha hızlı ve derin nefes alma, deride hissedilen yanma ya da karıncalanma hissi, boğulma veya boğucu veya çevreye yabancılaşma, ya da hiçbir şeyin gerçek olmadığı hissi. Girebilir ya da girmeyebilirsin... ( Dilediğiniz gibi )