Gazze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gazze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2014 Cuma

Geçmişten Günümüze Filistin - İsrail Sorunu #3

Verimli Hilal diye anılan topraklarda Filistin'in yeri
20. yüzyılın en karmaşık sorunlarından biri olan İsrail - Filistin sorununun en temel bilgiler çerçevesinde mümkün olduğunca açık bir şekilde anlatmaya çalıştım. Her ne kadar, 19. yüzyılın sonlarından başlasak da anlatmaya hem tarihçiler hem de siyaset bilimciler İsrail - Filistin sorununun balangıcı olarak 1948 yılını İsrail Devleti'nin kuruluş yılı olarak kabul etmiştir.

Kısaca hatırlamak gerekirse, o dönem ki Birleşmiş Milletler, İsrail ile Arap devletleri arasında yaptıkları taksim planına göre Filistin'in topraklarını İsrail ve Arap devletleri arasında bölmüştü. Daha sonra ki süreçte Araplar ile İsrail devleti birbirlerine karşı üstünlük kurmak için yıllarca savaşmışlar ve bu savaşların kaybedeni Araplar olmuştu. Savaşın en acı yüzünü ise en çok Filistinliler görmüştü.

Filistinliler, toprakları üzerinde İsrail ile diğer Arap birlikleri (Araplar sözde Filistin'in self - determinasyon/kendi kaderini tayin hakkını koruduklarını söylüyorlardı)  arasındaki güç savaşının arasında kalmışlar, Arapların savaşı kaybetmesi sonucu yeni bir güçle yüz yüze gelmişlerdi.

İsrail'in Filistin topraklarına işgale başlaması sonucu Filistin Kurtuluş Örgütü birliği kurularak, İsrail'e karşı ilk silahlı direniş başlamıştı.

Yaser Arafat'ın 1974 yılında Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşma ile tüm dünya kamuoyu Filistin'in özgürlük mücadelesini de duymuştu...

1980'ler...

1980'lere gelinmişti ve İsrail ile Filistin sorunu yeni bir boyuta evriliyordu....

İsrail, Filistin Kurtuluş Örgütü'ne bağlı üst düzey komutanları ve milisleri sakladığı gerekçesini mazeret göstererek Lübnan sınırına asker yığmaya başlamıştı. Sene 1981. Dönemin savunma bakanı Ariel Şaron Hiçbir şey İsrail halkının güvenliğinden değerli değildir. Gerekirse Lübnan'a gireriz.
 Öyle de oldu...
Katliam Sonrası Sabra sokakları
Fotoğraf: Araştıralım.net
Katliam sonrasın Sabra sokakları
Fotoğraf:Araştıralım.net
1 sene sonra İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'u işgal etti. İsrail ordu birimlerine bağlı falanjistler/aşırı sağ milisler FKÖ militanlarının Lübnan'dan çıkarılmasıyla Sabra ve Şatilla'da savunmasız kalan yüzlerce Filistinli kadını, genci, yaşlıyı ve çocukları öldürdüler...

Kurşunlanarak öldürülmüş bastonlo yaşlı bir Filistinli
Fotoğraf: arastiralim.net

Duvar Dibinde öldürülmüş bir adam
Fotoğraf: arastiralim.net

Çocuklarını moloz yığınları altında kaybeden bir anne feryat ediyor...
Fotoğraf:arastiralim.net
 BBC'nin 1983'teki haberine göre resmi ölü sayısı 3.000'den fazlaydı. BBC'nin haberinin dünyada tepki uyandırmasının ardından, İsrail'de 1983 yılında  Ariel Şaron hakkında Savaş Hakları İhlali  soruşturması açıldı. Şaron görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Ancak Ariel Şaron, hakkında açılan hiçbir davada suçlu bulunmayacak sonrasında İsrail Başbakanı bile olacaktı...

http://arastiralim.net/com/siddetli-unutkanlik.html  (( Linkte, katliam sonrası bölgeye giren ilk Türk gazetecilerden olan bir muhabirin, fotoğraf makinesine yansıyan insanlık dramını görebilirsiniz... ))

Tüm bu katliamlardan İsrail ordularının da haberi olduğu ve tüm buı insanlık suçuna göz yumdukları yine BBC tarafından 1984 yılında haberleştirilmişti...

Ancak İsrail  yaşattığı tüm bu insanlık dıramanın bedelini hiçbir zaman ödemedi. İsrail kendi ülkesindeki savaş karşıtlarını sokaklarda kolluk gücüyle susturdu, birçok kişiyi hapishaneye tıktı. İki ülke halkı politik bir çekişmenin mermahetine bırakılıyordu...

İsrail'in, Filistinliler üzerinde baskılar 1987 yılına gelindiği dönemde de devam etti...

Filistinliler, yapılan tüm bu katliamların da etkisiyle 1987 yılında İntifada/topyekün direniş çağrısı yaptı.
Gazze Şeridi'nde başlayan kitlesel ayaklanma kısa sürede tüm Filistinliler arasında yayıldı ve Batı Şeria'ya kadar uzandı.

Protestolar sivil itaatsizlik şeklinde sürdü. İsrail malları boykot edildi, Batı Şeria'da ve Gazze'de genel grev ilan edildi, İsrail topraklarında çalışan Filistinliler işlerine gitmedi. İsrail ordusu Filistin'e göz dağı vermek için Batı Şeria ve Gazze'nin bazı bölgelerine tanklarla girdi.Karşılarında taş atan çocuklarla karşılan İsrail ordusu, bu çocuklara dom dom kurşunu ve tank toplarıyla karşılık verdi...

Bu savaş 6 sene sürdü.  Oslo'da yapılan görüşmelerde bir ilerleme kaydedilememiş olsa da Filistinliler, İsrail'in, Filistin'den işgal ettikleri topraklardan çekilmeyi kabul ettikleri taktirde İsrail'in tanınabileceğini söylemesi görüşmeleri Washington'a taşıdı.

İlkeler Deklarasyonu olarak adlandırılan bu tarihi görüşmeyi dünya televizyonlarında 400 milyon kişi canlı olarak da izledi.

Prensipler anlaşması olarak da anılan İlkeler Deklarasyonu sonucu, Filistin'de beş yıl için geçici bir özerk yönetim kurulması onaylandı. Filistin  ilk başta kazanım elde etmiş gibi görünüyordu...

Anncak 2000'li yıllarda Ortadoğu'nun yitik halkı Filistin, topraklarında üç savaş daha görecekti...

İkinci İntifada
Yaser Arafat'ın Ölümü
Hamas'ın Seçimleri Kazanması
2008 Gazze İşgali
2014 Gazze İşgali

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Geçmişten Günümüze Filistin - İsrail Sorunu #2

1959 yılında Yaser Arafat liderliğinde El-Fetih örgütü kurulmuştu. El-Fetih, Filistin halkının haklı mücadelesini dünyaya duyurmak ve özgürlüklerini kazanmak adına İsrail askerleriyle silahlı mücadele kararı alan ilk örgütlü direniş grubuydu.

1964 yılında Cemal Abdülnasır'ın desteğiyle kurulan Filistin Kurtuluş Örgütü'nün de aktif katılımıya Filistin halkının direnişi daha da güçlenmişti.

İlk başta Arap Devletleri Filistin Kurtuluş Örgütü'nü tanımışlar ve kendilerine bağlı kalmasını istemişlerdi. Ancak Filistinliler tam bağımsız bir örgüt istediklerinden, 1969 yılında Yaser Arafat örgütün başkanlığını ele geçirmiş ve örgüt Arafat'ın liderliğinde diğer Arap devletlerinden bağımsız olarak hareket etmiştir.

1967 senesi; Ortadoğu coğrafyasındaki nehirlerin yine kırmızı renkte aktığı bir yıl oldu.

Tarih kitapları 6 Gün Savaşları dese de savaş, 5 Haziran 1967 tarihinde başladığı için literatüre Haziran Savaşı olarak geçti. İsrail yaşam alanını genişletmesi ve ülke vatandaşlarını daha geniş topraklara yayabilmesi için toprağa ihtiyacı vardı. Aynı zamanda Ürdün, Mısır ve Suriye ile su yolları yüzünden sürekli diplomatik krizler yaşıyordu. Arap Devletleri de İsrail'den 1948 yılında kaybettiği toprakları geri almak istiyorlardı.
5 Haziran sabahı İsrail uçakları, Mısır hava sahasına saldırdı. Mısırlı havacılar daha karagahlarından çıkamadan 300 uçakları kullanılamaz hale gelmişti bile. 6 günün sonunda İsrail kesin zafer elde etti.

İsrail savaş sonucu, Mısır'dan Sina yarımadasını,Suriye'den Golan tepelerini, Filistinden'de Gazze Şeridi ile Batı Şeria kentlerini aldı. Böylece İsrail kurulduğu 1948 senesinden beri en geniş sınırlara ulaştı. Böylece İsrail savaş sonrası topraklarını 4 kat arttırdı. Birleşmiş Milletler, İsrail'in toprak ilhakına müdahele etse de İsrail, Birleşmiş Milletler'in hiçbir kararını tanımadı. İsrail'in bu tavrı, günümüzde halen bölgedeki güncelliğini koruyan sorunların en büyük nedenidir.

Batı Şeria ve Gazze'nin işgal edilmesi üzerine Yaser Arafat, Filistin'in tam bağımsızlığı ve İsrail'in işgal edilen topraklara yerleşememesi için silahlı mücadeleye başladı. İlk kez 1970 yılında Arafat liderliğindeki Filistin Kurtuluş Örgütü'yle tanıştı İsrail askerleri.

Sokaklarda başlayan çatışmalar ev ev, mahalle mahalle direnişler şeklinde örgütlendi. 1970 yılı boyunca İsrail Gazze'ye ve Batı Şeria'ya yerleşemedi, ancak askerlerini de bölgeden tahliye etmedi.

1972 yılında ise Dünya uzun yıllar etkisini yitirmeyecek bir olay yaşadı....

1972 Batı Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen Olimpiyat oyunlarında İsrailli sporcuların kaldığı otele 4 eylülü 5 eylüle bağlayan sabah saldırı düzenlendi. El Fetih'e bağlı 8 militan, İsrailli 11 sporcuyu rehin aldı.

Saldırganların iki talebi vardı. İsrail hapishanelerinde tutulan 200 Filistinlinin salıverilmesi ve RAF'a bağlı ( Red Army Fraction / Alman Kızıl Ordu Fraksiyonu) iki tutuklunun serbest bırakılmasıydı.
İsrail hükümeti ilk başta zaman kazanmak istedi. Bu yüzden Alman hükümetine saldırganların oyalanması talebinde bulunuldu. İsrail aynı zamanda bölgeye kendi özel birimlerini yollamak istedi. Ancak Almanlar yasalarının gereği böyle bir şeyin söz konusu olamayacağını söyleyip İsrail birimlerini Alman topraklarına sokmadılar.

Alman yetkililerin operasyon için aceleci davranması sonucu 11 İsrailli sporcu, 5 El Fetih militanı, 1 Alman polisi hayatını kaybetti. 3 Saldırgan ise canlı ele geçirildi.Dünya basını yaşanan tüm bu hadiseleri dünya kamuoyuna Münih Katliamı, Kara Eylül, Kanlı Eylül olarak duyurdu.

İsrail 11 sporcusunun öldürülmesinin ardından sivil ve askeri birçok özel istihbarat birimleri kurdu ve Filistin Kurtuluş Örgütü, El Fetih başta olmak üzere hareketin fikri önderlerine bir dizi suikastlar gerçekleştirdi. Ancak pek başarılı olduğu söylenemez. Almanya'da esir tutulan 3 saldırgan ise, 1 ay sonra, El Fetih birimlerine bağlı kişilerce Lufthansa uçağının kaçırılmasına karşılık serbest bırakıldılar.

Dünya, Filistin'in kurtuluş birimlerine bağlı örgütlerin bu saldırılarını kabul edilemez olarak görüyordu. Yaser Arafat ise 1974 yılında  Birlemiş Milletler'de ilk kez konuştu.

Dünyanın gözü  İsraille mücadelede son 5 yıla damgasını vurmuş bu liderdeydi. Mesajı netti. Barış ve özgürlük istiyordu.

Bugün buraya elimde bir zeytin dalı ve bir özgürlük savaşçısının silahı ile geldim. Elimdeki zeytin dalının düşmesine izin vermeyin...

1975 yılında dünya da artık ilk kez, İsrail - Filistin sorununa Filistin halkının meşru çıkarlarının da hesaba katılması gerektiği konuşuluyordu...

İsrail Filistin sorunu yeni bir boyuta taşınıyordu... 1980'lere gelinmişti...

YARIN...

 Yom Kippur Savaşı 1973
Barış Arayışları  1999 görüşmeleri
Oslo Barış Süreci
İntifada Çağrıları
Dünyanın Unutamadığı O An
2000'lerde İsrail-Filistin